Türkiye’de sahte lise ve üniversite diplomalarının yalnızca kâğıt üstünde değil, devletin dijital altyapılarında da “geçerli” hale getirildiği ortaya çıktı. Çete üyeleri, MEB, ÖSYM ve YÖK sistemlerine sızarak kişileri aktif mezun gibi gösterdiklerini itiraf etti.
Türkiye’de sahte lise ve üniversite diplomalarının yalnızca kâğıt üstünde değil, devletin dijital altyapılarında da “geçerli” hale getirildiği ortaya çıktı. Çete üyeleri, MEB, ÖSYM ve YÖK sistemlerine sızarak kişileri aktif mezun gibi gösterdiklerini itiraf etti.
Türkiye, son dönemde arka arkaya patlak veren diploma ve vatandaşlık skandallarıyla sarsılırken, bir çete üyesinin ifadeleri kurum içi dijital güvenliğin ne denli büyük bir zaaf içinde olduğunu gözler önüne serdi. Lise ve üniversite diplomalarının, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ÖSYM ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) sistemlerinde resmiyet kazandırılarak işlendiği ortaya çıktı.
Çete üyesi, sahte lise diploması üretiminin üç aşamada yürütüldüğünü anlattı. İlk olarak MEB’e bağlı okul veri tabanlarına “özel bir uygulama” ile erişim sağlandığını, ardından geçmiş dönemlere ait boş mezuniyet kayıtlarının tespit edildiğini belirtti.
“Öğrenci kaydı olmayan kişilere tasdikname belgesi düzenliyoruz. Ad, soyad, T.C. kimlik numarası, okul kodu, mezuniyet tarihi ve diploma notu gibi bilgileri sisteme giriyoruz. Bu işlem sonrasında bilgiler, MEB e-Diploma sistemine aktarılıyor ve belge otomatik olarak doğrulanabilir hale geliyor.”
Üniversite diploması sahtekârlığı ise daha karmaşık adımlarla ilerliyor. Çete, önce diploma isteyen kişinin talep ettiği üniversitenin resmi tasarımına bire bir uygun diploma belgesi hazırlıyor. Kişisel bilgiler, bölüm, fakülte ve not bilgileri bu belgeye işleniyor.
Ancak asıl kritik aşama, sahteciliğin dijital izlenebilirliğe taşınması. Çete üyesi, şu itirafta bulunuyor:
“ÖSYM veri tabanına özel bir entegrasyonla müdahale ediyoruz. Böylece kişi, o yıl o üniversiteye yerleşmiş gibi gösteriliyor. Ardından YÖK Bilgi Sistemi’ne girerek diploma numarası ve mezuniyet bilgilerini tanımlıyoruz. Böylece kişi, sistemde aktif mezun olarak yer alıyor.”
Bu yöntemle yalnızca sahte diploma alınmakla kalınmıyor, aynı zamanda bu diplomalar sayesinde iş başvuruları, yurtdışı eğitim kabul süreçleri, devlet kadrolarına atamalar ve hatta pasaport işlemleri bile “yasal” gibi gösterilerek kullanılıyor.
Ortaya çıkan skandal, Türkiye’de dijital devlet sistemlerinin güvenliği konusunda büyük soru işaretlerini gündeme getirdi. Sahte belgelerin yalnızca düzenlenmediği, devlet sistemlerine entegre edilerek “gerçekmiş” gibi işlendiği bu olay; sadece bireysel dolandırıcılık değil, ulusal ölçekte bir güvenlik krizine işaret ediyor.
Uzmanlar, MEB, ÖSYM ve YÖK gibi kritik kurumların altyapılarında kimlerin yetkili erişime sahip olduğunun ve bu sistemlerde yapılan işlemlerin loglarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Skandalın derinliği göz önüne alındığında, kapsamlı bir soruşturmanın kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
Son gelişmelerden haberdar olmak için Sivas Haberleri takip edebilirsiniz.
Sivas Haber ve Sivas Son Dakika haberlerini en hızlı şekilde öğrenmek için sivasgazetesi.com'u ziyaret edin.