Hücrelerimizin Yaz Savaşında Aradığı Destan: Bengisu ve Kronik Sağlık Yönetimi

Yayınlama: 25.06.2026
A+
A-

YALOVA / TEKHA

Altay, Yakut ve Uygur Türklerinin kadim yaratılış ve türeyiş anlatılarında, dünyanın henüz bir su kütlesinden ibaret olduğu ilk çağlarda insanlığın ve doğanın kaderini belirleyen en gizemli motiflerden biri “Bengisu” olarak karşımıza çıkar. Destanlara göre bu kutsal su, sıradan bir kaynaktan değil, evrenin kalbi kabul edilen ve göğe doğru yükselen Yaşam Ağacı’nın (Bayterek) köklerinden sızmaktadır.
Savaşlarda ağır yaralanan, kızgın bozkırları aşarken bedeni tükenen kahramanlar ölümün eşiğine geldiklerinde, sadık atları onlara yaşam ağacının köklerinden süzülen bu can suyunu ulaştırır. Mitolojik anlatımlarda gümüş bir tasla sunulan o ilk yudum şöyle tasvir edilir:
“Suyu içtiği anda kahramanın kuruyan derisi göverdi (yeşerdi), kırılan kemikleri birleşti, damarlarındaki kan taze bir nehir gibi çağıldadı; o su, kahramanın solan ruhuna ve bedenine yeni bir ömür üfledi.”

Yalova Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Murat Aktaş, yaz aylarında polikliniğe halsizlik, baş dönmesi, dirençli kas krampları ve tansiyon dalgalanmaları şikayetleriyle başvuran hastaların hücresel tablosunu destanlardaki gücünü kaybetmiş kahramanlara benzetti. Aktaş, hücrelerin yaz sıcağıyla verdiği mücadelede ihtiyaç duyduğu gerçek “Bengisu”nun sade su olduğunu vurguladı.

Hücrelerin Dirilişi: Çay ve Kahve Neden Bir Bengisu Değildir?

Yaz aylarında vücudun ısı dengesini koruyabilmek için ciddi miktarda sıvı ve mineral kaybettiğini belirten Prof. Dr. Aktaş, sıvı ihtiyacının yalnızca susama hissine bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Beyindeki susuzluk merkezi sinyal verdiğinde, hücrelerin çoktan kuraklıkla mücadeleye başladığına dikkat çeken Aktaş, hekim tarafından farklı bir öneri yapılmadığı sürece günlük su tüketiminin 2,5 ila 3 litre seviyesine çıkarılmasını önerdi.
Klinik pratiğinde sık karşılaştığı hatalı yaklaşımlara değinen Aktaş, şu ifadeleri kullandı:
“Hocam, ben günde 15 bardak çay ve 3 bardak kahve içiyorum, su içmeye gerek kalmıyor.”
Prof. Dr. Aktaş, çay, kahve ve asitli içeceklerin suyun yerini tutmadığını, içerdikleri kafein nedeniyle diüretik (idrar söktürücü) etki göstererek vücudun daha fazla sıvı kaybetmesine neden olabileceği uyarısında bulundu.

Kuruyan Pınarlar ve Kronik Hastalıkların Sinsi Uyanışı

Kadim anlatılarda Bengisu pınarının kurumasının kıtlık ve hastalıkların habercisi olduğunu hatırlatan Aktaş, yeterli sıvı alamayan vücutta özellikle kronik hastalığı bulunan bireyler için çeşitli riskler doğabileceğini belirtti:
Hipertansiyon ve Kalp Hastaları: Aşırı sıcaklar damarların genişlemesine ve hızlı sıvı kaybına yol açar. Bu durum tansiyonda ani düşüşlere neden olabileceği gibi, kalbin iş yükünü artırarak ciddi kalp problemlerine de zemin hazırlayabilir.
Diyabet Hastaları: Sıvı kaybı kandaki şeker yoğunluğunu artırır. Bu durum kan şekerinin hızla yükselmesine ve böbrek fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Ayrıca diyabetli bireylerde susuzluk ve sıcaklık hissinin değişebilmesi, riskin fark edilmeden büyümesine yol açabilir.
Böbrek ve Tiroid Hastaları: Tiroid fonksiyon bozukluğu bulunan hastaların sıcaklık değişimlerine karşı daha hassas olduğunu belirten Aktaş, sıvı dengesindeki bozulmaların böbrek fonksiyonlarını da olumsuz etkileyebileceğini kaydetti. Hekim tarafından aksi belirtilmedikçe, terle kaybedilen sodyum ve potasyum gibi minerallerin yerine konması için günlük 1 ila 2 şişe sade maden suyu tüketilebileceğini önerdi.

Güneş Tepedeyken Stratejik Geri Çekilme

Sıcak hava dalgalarından korunmak için temel kuralları sıralayan Prof. Dr. Aktaş, 11.00 – 16.00 saatleri arasında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiğini, bu saatlerde dışarı çıkılmaması ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Aktaş, hafif ve dengeli beslenmenin, ilaç kullanımında hekim kontrolünün önemini ve vücudun halsizlik, baş dönmesi, bulantı gibi uyarı sinyallerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, “Şikayetleriniz devam ediyor veya artıyorsa zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna ya da aile hekiminize başvurun” çağrısında bulundu.


Son gelişmelerden haberdar olmak için Sivas Haberleri takip edebilirsiniz.

Sivas Haber ve Sivas Son Dakika haberlerini en hızlı şekilde öğrenmek için sivasgazetesi.com'u ziyaret edin.