Diyanet’ten 24 Temmuz Cuma Hutbesi: İslam Medeniyeti ve Yeryüzünü İmar Sorumluluğu Vurgusu
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 24 Temmuz 2026 tarihli Cuma hutbesi, Türkiye genelindeki camilerde milyonlarca vatandaşla buluştu. Bu haftanın ana teması olarak belirlenen “İslam Medeniyeti” başlığı altında, Müslümanların yeryüzünü imar etme sorumluluğu ve bu sorumluluğun sadece maddi eserlerle sınırlı olmadığı, manevi değerlerle de bütünleşmesi gerektiği anlatıldı.
İslam Medeniyeti: Maddi ve Manevi Değerlerin Bütünlüğü
Hutbede, İslam medeniyetinin sadece şehirler, yapılar ve tarihi eserlerden ibaret olmadığı, aynı zamanda ahlak, adalet, ilim, dürüstlük, helal kazanç ve güzel ahlak gibi unsurlarla insanı, toplumu ve hayatı inşa eden bütüncül bir düzen olduğu vurgulandı. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye rehberliğinde, on beş asırlık tecrübeyle yoğrulan İslam medeniyetinin; ilmi ibadetle, çalışmayı dürüstlükle, gücü adaletle ve zenginliği paylaşmayla yükseldiği belirtildi. Tarih boyunca inşa edilen camiler, vakıflar ve kütüphanelerin, bu medeniyet tasavvurunun insanlığa hizmet eden simgeleri olduğu ifade edildi.
Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne Vurgu
Hutbede ayrıca, İstanbul’un fethinin nişanesi ve ecdadın kıymetli emaneti olan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin yeniden cemaatiyle buluştuğu güne de değinildi. Ayasofya’dan yankılanan ezan-ı Muhammedî’nin, İstanbul’un fethinde olduğu gibi şanlı milletin adalet ve merhametinin yeryüzüne ilanı olduğu belirtildi. Camilerin, milletin maziyle köprüler kurduğu ve istikbalini yoğurduğu manevi kaleler olarak tanımlandığı hutbede, bu mabetlerin birleştirici ruhunu kıyamete kadar sürdüreceği dile getirildi.
Yeryüzünü İmar Sorumluluğu ve Ahlaki İlkeler
Hûd Suresi’nden alıntılanan ayetlerle insanın yeryüzünün bir emanetçisi olarak yaratıldığı ve ona hayatı imar etme sorumluluğu yüklendiği hatırlatıldı. Bu sorumluluğun, şehirler inşa ederken ahlak ve faziletin korunduğu bir hayat kurmayı da kapsadığı ifade edildi. Hutbede, iyiliğin unutulduğu ve ahlakın ihmal edildiği bir toplumun kalıcı bir gelecek kurmasının mümkün olmadığına dikkat çekildi. Müslümanlara, bulundukları her yerde iyiliği temsil ederek medeniyetin güçlenmesine katkıda bulunmaları çağrısı yapıldı.
Gelecek Nesillere Miras Aktarımı
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) emirleri doğrultusunda, kulluk görevini yerine getirirken insanlığa faydalı olmayı hayatın gayesi haline getirmenin önemi vurgulandı. Hutbe, ecdattan devralınan mirasın korunması ve gelecek nesillere iman, ilim, hikmet ve güzel ahlakla inşa edilmiş bir gelecek aktarılması gerekliliğiyle sona erdi. Tevbe Suresi’nden bir ayet-i kerime ile bitirilen hutbede, Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnızca Allah’tan korkan kimselerin imar edebileceği hatırlatıldı.
